Yeni doğmuş bir bebek annesini emmeyi nereden biliyor?
Diamond Tema olaya tamamen insani yaklaşıyor. Çünkü insanlar bilmek için önce bilmemelidir. Bilmediğin şeyi sonradan bilirsin. İlk önce bir öğrenme aşaması gerekir. Fakat bu durum insanlar için geçerlidir. Bununla beraber birçok bilgiyi de biz öğrenmeden doğuştan elde ederiz. Örneğin hiçbir anne bebeğine nasıl emmesi gerektiğini öğretmez. Yeni doğan bir bebek bunu zaten bilerek doğar. Anne karnındayken kimse bunu ona öğretmez. Fakat anne karnındayken ağzına bir şey geldiğinde onu emer.
Bu soruyu yapay zekaya sordum. Verdiği cevabı da paylaşayım:
Yeni doğmuş bir bebek, annesini emmeyi doğuştan gelen refleksler sayesinde bilir. Bu, öğrenilmiş bir davranış değil, biyolojik olarak programlanmış bir yetenektir. Bebekler, anne karnındayken bile parmaklarını veya amniyon sıvısını emerler. Doğduklarında ise, ağızlarına bir şey değdiğinde otomatik olarak emmeye başlarlar. Bu, hayatta kalmaları için kritik bir reflekstir.
ChatGPT

Peki ama bu refleksi bebeğe veren şey nedir? diye de sordum elbette.
Beynin beyin sapı ve medulla oblongata bölgesi, refleksleri yöneten merkezlerden biridir. Emme refleksi burada yönetilir ve istem dışı olarak çalışır. Bebek, bilinçli bir şekilde süt emmeyi öğrenmez, çünkü doğuştan otomatik olarak bu harekete sahiptir.
ChatGPT
Tamamen dünyadan bir örnek verdim. Kanlı canlı şahidiyiz. Yeni doğan bir bebek öğrenmeden direkt bilerek dünyaya geliyor. Yani Diamond’ın bilmek için önce bilmemek gerekir fikri tamamen hatalı. Bununla beraber yapay zeka bize buradaki bilginin oluşumu için genetik programlama, evrimsel süreç, tanrının müdahalesi gibi şeylerle de açıklama yapıyor. İsteyen istediğini seçer. Gelelim Allah‘ın her şeyi nasıl bildiğine.
Allah’ın her şeyi bilmesi
Elinize 2 bardak alın. İkisine de su koyun. Sonra bu bardaklardan bir tanesindeki suyu diğerine dökün. Ne yaptınız? Suya su döktünüz. Suya su dökerek suyu ıslatamazsınız. Çünkü ıslak değildir. Su ıslatandır. Suyun varlığı böyledir.
Su, ıslatan ama kendisi ıslanmayan bir şey olduğu gibi, Tanrı da bilginin kaynağı olup, bilgiyi edinen değil, zaten bilendir. Zira bilgi yarattığı için her şeyi bilir. Tanrının kaç tane sıfatı varsa onlardan bir tanesi bile olmasaydı ona tanrı diyemezdik. Tanrıyı tanrı yapan onun sıfatlarıdır. Bu sebeple Allah bilginin kaynağıdır ve öğrenme veya bilmeme aşaması geçirmemiştir. Bu yüzden de Allah yarattığı zamana bağlı değildir.

Bu, aslında klasik teolojik ve felsefi argümanlardan biriyle örtüşüyor: Tanrı’nın bilgisi ezelidir ve her şeyin kaynağıdır. O, bilgiyi sonradan öğrenmez, çünkü öğrenmek eksiklikten tamlığa geçiştir. Ama Tanrı zaten mutlak kemaldedir, eksiklik taşımaz.
Bu yaklaşım, özellikle İslam felsefesindeki Vacibü’l-Vücud (Zorunlu Varlık) anlayışıyla ve Aristoteles’in ilk hareket ettirici kavramıyla da paralellik gösteriyor. Tanrı, varlıkları ve bilgiyi var eden, ancak kendisi bundan etkilenmeyen bir mutlak varlık olarak görülür.
Tanrı da bilginin kaynağıdır, ama bilginin kendisi değildir. Çünkü bilgiye sahip olmak, onu bir yerden almak anlamına gelir ama Tanrı bilgiyi yaratandır.
Bazı filozof ve kelamcıların bu durum hakkındaki düşüncelerini de paylaşalım.
O, akılla düşünerek bilgi edinmez; çünkü onun bilgisi zatının gereğidir.
İbn Sina (980-1037)’ya göre…
Bilginin Kaynağı Allah’tır.
Gazzâlî (1058-1111)’ye göre…
Tanrı’nın bilgisi insanın bilgisi gibi aşamalı değildir; o, varlığıyla her şeyi bilir.
Fahruddin Râzî (1149-1209)’ye göre…
Değişmeyen ve ezeli bir varlık olarak, onun bilgisi her şeyi içerir.
Aristoteles (MÖ 384-322)’e göre…(ilk hareket ettirici)
Tanrı, her şeyi bir anda bilir ve O’nun bilgisi zamansal değildir.
Augustinus (354-430)’a göre…
Tanrı, her şeyin kaynağı olduğu için tüm bilgiyi de bilir.
Thomas Aquinas (1225-1274)’a göre…
Sonuç olarak Allah, bilgiyi yaratan olması sebebiyle her şeyi bilir. Bir ayetle konuyu kapatayım.
Peygamber şöyle dedi: ‘Rabbim, gökte ve yerde söylenen bütün sözleri bilir. Çünkü O, her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.’
Enbiya Suresi, 4. Ayet
